Cumartesi, Mayıs 23, 2009

Dersler biter, sınavlar başlar
Geride zaman az kalır ancak daha vardır
Artık geride ne bıraktıysan onlarla uğraşmak adına

Tekrarlamak istersen geçmişteki
Ve bunu yapmanı teşvik edenler de vardır mutlaka
Hani yalnız olmadığını o desteği duyarsın da
Lakin içinden gelmez hani ya
Bazı şeyler vardır artık adı ne ise
Ve sen ne bıraktıysan geride

Biri iyi şeyler yap iyi şeyler başına gelsin der
Denersin ama saçma gelir
Biri beklersen O'nu gelir der
Ne gelen ne giden vardır
Bulmacalar puzzlelarda kafanı kaybedersin

Uğraşmaya değmez fazla bunlarla!


m.b. 23.05.2009

Perşembe, Mayıs 21, 2009

Adsız Bir Çiçek

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana 'sen bir şairsin' dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle.

Edip Cansever

Cumartesi, Mayıs 09, 2009

Bir Yemek de Bir Sanat Eseridir

Sözüm vardı, hikaye-deneme yaz(a)mıyordum uzun bir süredir. Artık bir tekrar yapmanın vakti geldi dedim. Okuyanların beğenisine sunulur:


Yemek yapmak ne kadar sanatsa, o yemeği yemek de bir sanat. Çünkü ne insanlar var ki, bir emeğin, çabanın, saatler verilerek yapılmış bir eserin gözünün içine bakmadan löp löp götürmekte... Lakin, tadı-tuzu yerinde olduktan sonra, yedikçe bana zevk verdikçe, damağım bu tadı sürekli artan dozlar da talep ediyorsa, demek ki bu yemek benim dilimin-damağımın-zevkimin tebriklerini kazanmıştır. Hak edene hakkını neden vermeyeyim?

İşte bu yüzden aynısı bekliyor insan; bir aşçının hayatı her ürettiğinin deli gibi yenmesi ancak hiçbir geri dönüşü olmaması, para hariç. Bir şarkıcı güzel şarkılar söyler, alkış alır; bir tiyatrocu oyununu oynar, yahut bir film çevirir, herkesin diline pelesenk olur; bir fotoğrafçı tek bir kareyle dünyaya nam salar. Lakin benim gibi bir aşçı, ne işe yarar? Hele sonradan görmeler gelip de, ağızlarını iki karış açıp, eliyle ayağıyla, yağları damlaya damlaya yemiyorlar mı!.. Şeytan diyor, kapa restaurantı, sadece değerini bilenlere yap bu yemekleri. Ailene, arkadaşlarına, kendine, sevgiline... Satma, satıp da kendini bir hiçmiş gibi hissetme. Değer bilmezler için uğraşacağına, biraz parasız ve zar zor olsa da kendin için yaşa, ama...

Zaten "onca yıl okudun, ola ola aşçı oldun" diye babam söylenip dururken, bir de parasız hayata dönüş yapmak, şu an alamayacağım bir risk olur. Yemekler yapıp, onları satmaktan, para kazanmaktan, bir tebrik, bir tebessüm bile olsa alamasam da emeğimi bir fahişe gibi satmaya devam etmeliyim. Sonra nasılsa hayallere, isteklere vaktim kalır. Hem o zamana kadar Nişantaşı'nda yeni bir akım doğar, galeri-restaurantlar falan diye bir isim bulurlar, özel yemekler diye 10 liralık yemeği 40 liraya kazıklarlar, ben de o tip bir işe girerim hemen.

Bir taneniz dönüp gülümsese, gelseniz de elimi sıksanız, yahut sırtımı sıvazlasanız ve "Elinize sağlık" deseniz ne olur sanki? Bu kadar zor değil bunu söylemek; bir günde bundan kaç kat fazlasını gerekli gereksiz söylüyorsunuz. Biriniz de her gün geldiğiniz şuranın sahibine bir teşekkür etseniz olmaz değil mi! Yiyin, tıka basa, cepleriniz dolana, mideniz taşana kadar yiyin efendiler; Hiç bir şey beklemem artık sizden!

m.b. 09.05.2009 Tekrar yazmam için bu kadar destek olan dostuma ithaf ediyorum.

Cumartesi, Mayıs 02, 2009

"Mete Bey Böyle İstedi"

Sevgili okuyan,

Blog yazıları artık sıkıcı birer aktivite halini aldı sanki. Eskiden yazmak için zaman ayırırken, şimdi kaçacak delik arar oldum. Hele hele yoğun isteklere rağmen bunu yapıyor olmam da yanlış ama... Belki uzun bir süre çabalayıp, çok da ilgi çekemenin verdiği bir hayal kırıklığı var, ancak bu seferlik, biraz sipariş usülü bir yazı yazmam lazım. Birileri House'un parmağını görmekten sıkılmış çünkü.

Öncelikle, "Benimle Gel!"den bahsedeyim. Yönetmeni Atilla Mete Araz olan kısa film, Fırat Üniversitesi Kısa Film Yarışması'nda 182 film arasına kalmasına rağmen bir ödül alamadı ve eve geri geldi. Ama olsun diyoruz; bu ilk kısa film denememizde emeği, katkısı geçen herkese teşekkür ediyoruz yine de. Bu sayede, bize bu macerada devam etme cesareti verdiniz. İkinci film için senaryo çalışmalarına başladım aslında, ancak çekmek için bu yazın biraz stajsız, tatilsiz geçmesi gerekebilir.


Vizelerin ardından 1 Mayıs tatilimizi yaptık, şimdi pazartesi başlayacak ve sınavlarla 6 hafta sürecek son viraja girdik. Sonra tatil yahut staj yahut da filmler... Bakalım. Ama bu arada, sinemadan uzak kalmamaya çalışıyorum. En son The Reader'a gittim ve sizlere de öneririm. Kate Winslet neden sonunda Oscar'ı almış, buyur görün. Bu hafta size bir önerim de, Devrim Arabaları olacak, ülkemizdeki iyi tiyatrocuların ortak performansını görmeye bile değer bence.

14 Mayıs yaklaşıyor, biz Depeche Mode'a hazırız. Sizleri de santralistanbul'a bekleriz.

Bunun dışında, başka bir isteğiniz Mete Bey:)

Saygılarla okuyan...

m.b. 02.05.2009