Ben öyle bir hayat istiyorum ki, hiç kimse bana karışmasın; kimsenin istekleriyle hareket etmeyeyim. İstediğim şeyi istediğim zaman yapayım; insanlar bana yargılar cümleler, bakışlar göndermesin. Kafama çekiç gibi laflarıyla bir şey çakmaya, beynime kendi istedikleri gibi yaşamak zorunda olduğumu sokmaya çalışmasınlar. Öyle bir dünyada yaşasam ki, sevdiğim insanla mutlu olabilsem hep, hiç kimseyi umursamadan yaşayabilsek. Ve istediğimiz şeyi yapıp, istemediğimiz şeyleri yapmayabilsek. Keşke.
Uzun zaman olmuştu, biraz dolmuştum sevgili okuyan. "Tekrar selam mı?" diye sorma; bilemiyorum. Sana iyi günler ama.
m.b. 23.05.2011
Mozz@r€ll@
"..But in the end, good, evil, right or wrong, what we choose is never what we really need. For that is the ultimate cosmic joke; the real gift that God has left behind."
Pazartesi, Mayıs 23, 2011
Çarşamba, Ekim 20, 2010
One More Time
Zaman insanı kırıyor, döküyor, bazı şeyleri alıp götürüyor bizlerden. En önemlisi geçmiş geri gelemiyor. Ama aynı zaman alıp götürürken, yeni bir çok şey de katıyor. Bu da bizlere geçmişteki hataları düzeltme şansını sunuyor. Zamanı yeterse istediği herşeyi düzeltebilir kişi.
Ben iyi dersler çıkardım, şimdi geri döndüm ve düzeltiyorum geçmişi. Kapatamıyorum tamamen, ama deniyorum. Yeni anılarla üzerini örtüyorum geçmişteki acı anların. Daha mutlu olamam!
m.b. 20.10.2010
Ben iyi dersler çıkardım, şimdi geri döndüm ve düzeltiyorum geçmişi. Kapatamıyorum tamamen, ama deniyorum. Yeni anılarla üzerini örtüyorum geçmişteki acı anların. Daha mutlu olamam!
m.b. 20.10.2010
Pazar, Mart 28, 2010
Bir Günün En Güzel Hali
Bir kelimeyi düşünün; en sade, en yalın, en eksiz haliyle bir kelimeyi düşünün. Öyle ki, bu yalın haliyle çok çekici, çok hoş, göz dolduran ve esrarlı bir hali var kelimenin. Çünkü kendine özgü, çünkü sadece kendine karşı sorumlu: hiçbir beklenti yok, hiçbir zorunluluk, çaba, boşa uğraşma falan yok. Çünkü bunu bekleyen bir ek yok.
Lakin, kelime aslında tek başına güzel olduğunu zannederken ve eklerle anlamını kaybetmekten korktuğu için yalnız başına dillerden dillere dolaşırken, aslında yalnız kalmamasının daha hoş olabileceğini kavrıyor. Çünkü onunla beraber kullanılan bir başka sade-yalın-hoş bir kelime geliyor yanına, başına ulayı veriyor kendini, ve yepyeni, ahenkli bir ses, bir nefes yaratıyorlar. Beraber çok güzel bir şey katıyorlar dile ve dünyaya.
O yüzden bilin ki, en güzel hali bir kelimenin, ona ulanabilen bir başka kelimeyle oluşturduğu bileşik kelimedir.
Bu yüzden bir günün en güzel hali, onu birlikte geçirip, bir uyum yakalabildiğiniz kişiyle güzel olabilir sadece.
m.b. 27.03.2010 - 00:16
Lakin, kelime aslında tek başına güzel olduğunu zannederken ve eklerle anlamını kaybetmekten korktuğu için yalnız başına dillerden dillere dolaşırken, aslında yalnız kalmamasının daha hoş olabileceğini kavrıyor. Çünkü onunla beraber kullanılan bir başka sade-yalın-hoş bir kelime geliyor yanına, başına ulayı veriyor kendini, ve yepyeni, ahenkli bir ses, bir nefes yaratıyorlar. Beraber çok güzel bir şey katıyorlar dile ve dünyaya.
O yüzden bilin ki, en güzel hali bir kelimenin, ona ulanabilen bir başka kelimeyle oluşturduğu bileşik kelimedir.
Bu yüzden bir günün en güzel hali, onu birlikte geçirip, bir uyum yakalabildiğiniz kişiyle güzel olabilir sadece.
m.b. 27.03.2010 - 00:16
Salı, Ocak 26, 2010
Imagine!
Benim bir dileğim var. Şu anda bunları söylemek aptallık belki, belki yanlış bile yaptığım. Ama söylemezsem, daha da içimde durmayacak, tutamayacağım.
Fotoğraflara bakmaktaydım, hem kendi bilgisayarımda, hem facebook'ta. Sadece bana ait olanlara da değil; fotoğraflar geçmişten anları saklamışlar, ben de bakıp biraz düşündüm üstlerine. Gelen giden, başımızdan geçenlere, ve hatta başkalarının başlarından geçenlere. Mesela, lise yıllarından fotoğraflara baktım. Ne güzel ama ne çocukça günlermiş. Sonra üniversite yılları ve değişip bambaşka bir hayat. Bu arada çevremde olanlar, onların hayatları, onların geçmişleri, geride bıraktıkları...
Sonra düşündüm ve, kabul ediyorum, biraz korku düştü içime. Tabii ki güven denen duygu her şeyi çözüyor. Arkadaşlarına, ailene, sevdiğine ve hatta güvenin olmalı. Ama bazen öyle bir fotoğraf çıkıyor ve sana öyle şeyler anlatıyor ki... Sonra düşünüyorsun; acaba ne olacak? Geçmişten günümüze kaynak yapan fotoğraflar, gelecekle ilgili şüpheyi, belirsizliği dürter içindeki. Halbuki istersin çokça, umut edersin, ama yine de bilemezsin. 1 dakika sonrası meçhulken, kendinin de bir fotoğrafta, hele hele elle tutulur gözle görülür bir kanıt gibi değil de, sanal olarak varlığının olabileceği düşüncesi... insanı delirtebilir aslında!
Ben işte, öyle olmak istemiyor. Eskiden mutlu olunan fotoğraflarda, sonra yalnız olmak istemiyorum. Arkada bırakılan, silinen, unutulan, unutulmak istenen, değersiz kabul edilen... Çünkü benim bir hayalim var; onu gerçeğe çevirmek için de bir ömrüm ve hırsım. Çünkü aslında varlığım ancak peşinde koştuğum, çabaladığım, hırsla çalıştıp uzandığım hayalime ulaştığımda anlam kazanabilir. Ancak bu tek başına gidilebilecek, dayanılacak bir yol değil.
Her zaman, ama her zaman, bir kitap arasında kalmadan, sanallıkta bitirilmeden, bir dilek mumunda nesnelleşip ama onun gibi kısa ömürlü olmadan, 'birisinin' olduğu gibi şimdi, eskiden mutlu mesut pozlar verirken sevgiyle, şimdi tek başına kalmadan, hep hatırlanacak ve hep yanı başında yer alacak şekilde olmak gerek sevdiğin herkesle! Çünkü sonrası kötü, sonrası hayal kırıklıkları dolu. Sonrası yok belki de. En azından, şu anda göremiyorum ve görmek istemiyorum sonrası nasıldır.
Aptallık da olsa, saçmalık da, umurumda değil: ben bir gün geride bırakılan bir 'şey', bir anı olarak kalmamayı diliyorum! Ben tek dileğimi hep seninle, her zaman zaman karşılıklı mutluluk ve anlaşmayla geçirmek istiyorum!
m.b. 26.01.2010
Fotoğraflara bakmaktaydım, hem kendi bilgisayarımda, hem facebook'ta. Sadece bana ait olanlara da değil; fotoğraflar geçmişten anları saklamışlar, ben de bakıp biraz düşündüm üstlerine. Gelen giden, başımızdan geçenlere, ve hatta başkalarının başlarından geçenlere. Mesela, lise yıllarından fotoğraflara baktım. Ne güzel ama ne çocukça günlermiş. Sonra üniversite yılları ve değişip bambaşka bir hayat. Bu arada çevremde olanlar, onların hayatları, onların geçmişleri, geride bıraktıkları...
Sonra düşündüm ve, kabul ediyorum, biraz korku düştü içime. Tabii ki güven denen duygu her şeyi çözüyor. Arkadaşlarına, ailene, sevdiğine ve hatta güvenin olmalı. Ama bazen öyle bir fotoğraf çıkıyor ve sana öyle şeyler anlatıyor ki... Sonra düşünüyorsun; acaba ne olacak? Geçmişten günümüze kaynak yapan fotoğraflar, gelecekle ilgili şüpheyi, belirsizliği dürter içindeki. Halbuki istersin çokça, umut edersin, ama yine de bilemezsin. 1 dakika sonrası meçhulken, kendinin de bir fotoğrafta, hele hele elle tutulur gözle görülür bir kanıt gibi değil de, sanal olarak varlığının olabileceği düşüncesi... insanı delirtebilir aslında!
Ben işte, öyle olmak istemiyor. Eskiden mutlu olunan fotoğraflarda, sonra yalnız olmak istemiyorum. Arkada bırakılan, silinen, unutulan, unutulmak istenen, değersiz kabul edilen... Çünkü benim bir hayalim var; onu gerçeğe çevirmek için de bir ömrüm ve hırsım. Çünkü aslında varlığım ancak peşinde koştuğum, çabaladığım, hırsla çalıştıp uzandığım hayalime ulaştığımda anlam kazanabilir. Ancak bu tek başına gidilebilecek, dayanılacak bir yol değil.
Her zaman, ama her zaman, bir kitap arasında kalmadan, sanallıkta bitirilmeden, bir dilek mumunda nesnelleşip ama onun gibi kısa ömürlü olmadan, 'birisinin' olduğu gibi şimdi, eskiden mutlu mesut pozlar verirken sevgiyle, şimdi tek başına kalmadan, hep hatırlanacak ve hep yanı başında yer alacak şekilde olmak gerek sevdiğin herkesle! Çünkü sonrası kötü, sonrası hayal kırıklıkları dolu. Sonrası yok belki de. En azından, şu anda göremiyorum ve görmek istemiyorum sonrası nasıldır.
Aptallık da olsa, saçmalık da, umurumda değil: ben bir gün geride bırakılan bir 'şey', bir anı olarak kalmamayı diliyorum! Ben tek dileğimi hep seninle, her zaman zaman karşılıklı mutluluk ve anlaşmayla geçirmek istiyorum!
m.b. 26.01.2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)