Perşembe, Eylül 11, 2014

Ölümler Üstüne

Senden bir ricam var; lütfen, sakın, bir gün ölecek olursan, o benden önce olmasın.

Bu ara sık sık cenazeleri, mezarlıkları görmekten dolayı söylemem gerektiğini hissettim. İyi insanlardı her biri de. Kendi güzel ve yeterli hayatlarını yaşayan güzel insanların sessiz sedasız durduklarını görmekten, aynı yüzlerle hiç istemeden o sıkıntılı yerlerde karşılaşmaktan çok sıkıldım. Hatta içlerinden biriyle aynı şeyi de konuştuk "Karşılaşmayalım artık, lütfen!" diye.

Hayatında tanıdığın, yakın olduğun insanların bir bir gidiyor olması kötü bir şey. Hele uzaktan olanların bile acı verdiğini düşününce, aileden, yakın dostlardan veya arkadaşlardan birinin kaybını düşünemiyorum bile. Garip hissediyor insan. Elbet daha kötüsü var, ama sevdiklerin yanındayken bunu düşünmüyor işte insan.

Hayatın da öğrenilmesi gereken yanlarından birisi bu aslında; sadece son iki yıla kadar, o kadar incitmiyordu herhalde; ya da o kadar önemsediğin insanlar değildi, şimdi etkileyen kişiler gelince...

Felsefeyi sevdiren, düşünmeye iten, okulun aslında sadece 4 duvar olmadığını öğretenlerden birini, bir akıl hocasını kaybedince, insan biraz hüzünleniyor, düşünüyor. Telefonda duyduğum son sesiyle, ilk ve son ziyaretimdeki sarıldığı fotoğrafıyla hayatım boyunca aklımda kalacak Ayfer Hoca. Güzel şeyleri hep kendime saklarken, bugünkü kekremsi acı tad da ikide bir dilime gelecek.

Hoşçakal canım öğretmenim.

m.b. 11.09.2014

Perşembe, Ekim 08, 2009

Açık Mektup

Sevgili okuyan,

Eğer bu blog'un daha önceden okuyucuysan veya ilk defa girip aşağıdaki yazılara şöyle bir göz gezdirdikten sonra "ee, daha" diyecek olursan, bundan böyle -buradan daha sık olarak- AntikMotifler isimli, mottosu " Geçmişle Bugünü Buluşturan, Hayata Dair Renkli Bir Yayın." olan siteden de ulaşabilirsin!

Saygılarımla...

m.b. 08.10.2009

Pazartesi, Eylül 28, 2009

Salı, Eylül 01, 2009

1 Eylül ve Nev-i Zade Geceleri

İstanbul semalarında görülmekte olduğu üzere, yeniden gri, yağışlı, toprak kokulu havalar başlamış bulunuyor gün itibariyle. Sabah adadan motora bindiğimde, hem gece yağan yağmurun arda kalan ıslaklığından, hem de denizdeki vira babam ağ çeken balıkçılardan belli olmuştu, ama İstanbul'a inince iyice belli oldu.

Yağmur yüzünden kayıp kaza yapan araçlar, belli bölgelerde yoğunlaşabilen toprak kokusu, ekşi sözlük'teki entryler...

Bugün aynı zamanda Nazi Almanyası'nın Polonya'yı işgal etmeye başladığı, daha sonrasında Dünya Barış günü olan bir gün. Belki bu akşamdan, belki yarından itibaren haftada en az 4 gün balık yenilmeye başlanacak gün aynı zamanda. Çingene palamut, hamsi, deniz levreği, mezgit... Allah allah, yeme de yanında yat, özledim valla. Bütün yaz, zıpkınla yahut oltayla tutulan ama bünyedeki bir tek dişin bile kovuğuna yetmeyen tad, geri dönmekte.

Aynı zamanda çocukluk zamanlarında, öğretmen annenin evladısı olarak, zorunlu yaz tatili bitiş günüydü. Lakin mütekayit öğretmen annenin artık benden daha fazla tatil yapıyor olması, hatta adada benden daha çok kalmak istemesi kana dokunur oldu. O kadar yıl kıskançlık yaratıcı nazireler yapınca, şimdi cevaben geri dönüşü oluyor, fakat, yav ben o zaman daha velettim.


Adalar'da ayrılık zamanının iyice hissedildiği gündür aslında 1 Eylül. Zaten Amerika-Kanada'da yaşayanlar Ağustos'un 15'inden beri ayrılmaktaydı, şimdi bu daha da hızlanacak. Yavaşça sessizleşecek ada, martılar harici ses kalmayacak. Çocukların cıvıltıyı aşan, zamanla kulak tırmalayan sesleri bir bir yok olacak, gelecek Haziran'a kadar. Leylekler kafileler halinde yurdumuzu alçak basınç edasında kara bulutlar şeklinde terk ediyordu; artık son sürülere gelmiştir sıra. Yani, sarı denen ama insanları grilere-siyahlara bürüyen sonbahar resmi olarak geldi.

Ve son 1 Eylül bilgisi olarak, geçmiş yıllardan gelecek yıllara kalır mı bilinmez dostluğu olsa da, kararsız ve lakin ısrarcı kişiliği her daim fark ettirici mandalina kızın doğum günü bugün. Kendileriyle 'ayrı cephelerin' kavuşamaz 'düşmanları' olsak da, kendileri iyidir, hoştur, güzel insandır geçmişten hatırlanıldığı kadariyle. Dünyaya gelişi sebebi hasılasıyla, tüm dünyaya kutlu olsun, mutlu olsun. Kızın günü bile süper: dünyaya barış getirilen günde, balığın balıkçıya aş verdiği günde, toprağın can bulduğu günde...

***

Dün gece yine bir Galatasaray gecesi oldu, takım fırtınaydı, gelenek değişmedi. Yıllar sonra 4'te 4 yapıp, ligde fırtına gibi esmeye devam ediyoruz. Takımın yeni ve güzel hali, transferlerin yıllar sonra işe yarayacak futbolcular üstüne yoğunlaşıp, şimdilik çok da iyi olmuş gibi durması, takımın da futbol oynamayı hatırlaması, biz taraftarı da etkiledi. Geçen yıl başlayan tezahürat, "Nev-i zade geceleri" her hafta daha da güzel gelir oldu kulaklara. İnşallah, nice galibiyetler, bir çok başarılar ve kupalar gelir, hem İstanbul'u hem Avrupa'daki maç yapacağımız şehirleri Nev-i zade geceleriyle inletiriz.

Not: Bu takıma mor cidden yakıştı.


m.b. 01.09.2009