Pazartesi, Mart 23, 2009

Come With Me!

Sevgili okuyucu,

Seni çok ihmal ettiysem kusura bakma. Ancak, bu ara biraz yoğunum. Önemli şeyleri bir bir gerçekleştiriyorum hayatımda. Lise yıllarından kalma bir hayal, şu an Elazığ Fırat Üniversitesi'nde, izlenmeyi ve umarım beğenilmeyi beklemekte...


Yıllardır bir fikirdi, sonunda gerçekleşti. Kendi emeğiyle insanın bir şeyler yapması cidden çok hoş; ama bunu gerçekleştirecek dostları olması ve aynı isteği, aynı heyecanı paylaşabilmesi daha da güzel.

Neyse, uzatmayayım; Fırat Üniversitesi'nin düzenlediği Kısa Film yarışmasına katılmış bulunuyoruz ilk kısa filmimizle. Yönetmeni Mete Araz ve senaristi bendeniz olan bu kısa görsel denememizde, belki süper bir iş, amatörlüğün en uç noktasında bir ürün çıkaramadık. Ama kısa bir sürede, en azından 'yaşanabilir' şartları yaratarak güzel bir iş çıkarmaya çalıştık. Umarım, sizlerle de çok yakın bir zamanda buradan paylaşacağız bu filmi; "Benimle Gel!"i.

Düşünebilirsiniz; "İstanbul'da o kadar yarışma varken, neden Fırat?" diye. Haklısınız, ancak ilk çalışmanın daha fazla şansı olabilir düşüncesiyle, daha az filmin katılacağı ve yarışacağı umuduyla da biraz Fırat Kısa Film Yarışması'na katılıyoruz. İlerleyen zamanlarda ve projelerde, umarım kurtlar sofrasında biz de yerimizi alacağız. Ve umarım, çalışmalarımız ödül kazanmasa da, insanların hoşuna gider, güzel eleştiriler alabiliriz.

Bunların dışında okul hayatı, staj ve hatta part-time iş bulabilme çabaları sürmektedir efendim. Yeni fikirler, yeni senaryolar da denenmekte tarafımca. Lakin yardım etmek isteyen, katkıda bulunmak, "Ben de övülmek isterim!" diyen varsa, de haydi buyursun yanımıza. Kalemini, kamerasını yahut mikrofonunu alsın, olmadı oyuncumuz olsun. Arkadan geçen adam olmak isteyenlere bile kapımız açık.

Sinemayla da ilgili bir not: Eğer hala görmediyseniz, Yedi Yaşam (Seven Pounds) ve Milyoner süper filmlermiş. Bu yoğun aradan vakit bulup sonunda gittim, kaçırdıklarımı da bir şekilde bulup izleyeceğim (örn: Gran Torino, Revolutionary Road...).

Son olarak; çok uzun zaman önce birisi bana Before Sunrise ve Before Sunset'i izlememi söylemişti. Kaç yıl geçmiştir aradan, ancak sonunda ben izleyebildim ve anladım ki kim söylemişse haklıymış. Hakikaten süper 2 film. Mutlaka, acilen izlemeniz önerilir efenim.

Saygılarımla...

m.b. 23.03.2009

Cuma, Mart 13, 2009

Elazığ'ın Gakkoşlarıyız

Sevgili okuyanlar,

Yakın bir zamanda Benimle Gel (Come with Me) diye bir kısa filmin gişe rekorları kırdığını görebilirsiniz. Kendinizi hazırlayın. Çünkü film, fazla iddialı olmasa, kendince yürekli ve istekli genç bir ekibin çalışmalarıyla yayınlanmak üzere. Umarım, bir kaç ödül de alıp, Elazığ'daki ilk yarışmasından sonra İstanbul'da, kurtlar sofrasındaki payını da alacak.

En yakın zamanda size linklerini verip, bu güzel denemeyi paylaşacağım.

Saygılarımla...

m.b. 13.03.2009

Pazar, Mart 08, 2009

"J'ai Rappellé Exactement"

Nedendir bilinmez, ne yazacağımı unuttum. Bir şeyler vardı aklımda, yazayım demiştim, sonra nedense geçti gitti. Doluydu içim, her zamanki gibi kusmak gerekirdi diye düşündüm, söyleyip kurtulayım dedim, ama yok. Sanal ortama bir saçmalık daha eklemeye ne gerek var? Demek ki değersizmiş, umursamamak gerekirmiş.

Her ne kadar hatırladığımı söylesem de başlıkta, hatırladığım değersiz şeylere değer biçmeye çalışmanın boş olduğudur. Ondan zamanınızı almayayım. Paris Je T'aime'in DVD'sini, torrentini, bir şeyini bulun ve izleyin. Feist'in sesini içinize çekin, Natalie Portman'a aşık olun... "parce que je t'aime beaucoup Paris!" Mutlu olursunuz, Dr. House reçetelidir.

Saygılarımla...
m.b. 08.03.2009

Cuma, Mart 06, 2009

Bir Çiçek

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya