Cumartesi, Ekim 28, 2006

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

Düşünme vakti şimdi...
Aklımızı başımıza alıp, doğru düzgün düşünme, doğruyu-yanlışı, tehdidi-yararı kavramamız lazım. 83 yıllık bir mirasın anlamı neymiş idrak etmemiz, "Ne yapabilirim? Ne yapabiliriz?" diye düşünmemiz lazım.
Tehdit giderek büyürken, Cumhuriyet'i nasıl koruyacağız? Rejimi, Mustafa Kemal'in ilkelerini nasıl koruyacağız?
Karar vermemiz lazım artık; yaşamaya, Dünya üzerinde var olmaya devam mı edeceğiz, yoksa un ufak olup, elimizdeki her şeyi hatta benliklerimizi bile kayıp mı edeceğiz?
Bayramımızı kutlamaya daha ne kadar devam edeceğiz?

m.b. 28.10.2006

Salı, Ekim 10, 2006

Bir bardak su içsem şimdi
Yaralarımdan dökülür
Gün ki yıkımlar günüdür
Boştur ne söylesem şimdi.

Cemal Süreya

Pazar, Ekim 08, 2006

'Sevgilisi Sustuğunda'

Kara dumanlarla çevrili etraf. Göz gözü görmez böyle havada. Buralarda saat üçü geçti mi iner bulut köye, kalkmaz da. Yavaş yavaş indirir yağmur. Hafifçe ıslatır, fark etmezsin, etmek istemezsin tuzlu damlaları. Burada dışarıdaki gün biter üçten sonra. Evlere çekilir köylü, toplar, düzer, yemeğini pişirir, kileri yerleştirir…

Sonra akşam olur, hava kararır, yemek yenir, nem devam eder. Hava ağırdır, sıkıntı verir adama. Zamanı geldiyse, kaçamaz insan burada olacaklardan. Yaşar, canı yanar ama unutur, kendini işine verir. Yeşil tepelerde, çaylıklarda, fındıklılarda dolaşıp arar kendini. Köyün altındaki çaya iner, biraz dolaştı mı da, hiç birşeyciği kalmayacağını bilir. Geçer elbet; buralı insan bilir. Hep geçmiştir zaten. Karadenizli insan alışıktır acıya ve ondan kurtulmaya. Bittiyse bir şey, üstüne gitmez artık. Olacağını biliyorsa, olduğu gibi kabul eder. Karadeniz öğretmiştir yüzyıllardır ona, boşa inat etmenin faydasızlığını. Genlerine işlemiştir. Ne kadar inatçı da olsa, gereksiz çaba sarf etmez. Enerji lazımdır çünkü başka işlere, bu dağlarda. Gurbetlik gerektiğinde de, bilir buralılar. Alıp başını giderler, divane aşıklar gibi.

Söyleyeceğini sakınmaz; yoruldu mu ‘yoruldum’ der, sıkıldı mı ‘sıkıldım’. Nettir, anlaşılması kolaydır. Romantiktir, ama anlayana gösterebilir. Çekingendir Karadenizli, ama ‘yap’ denileni de yapar; kaçmaz o iş hiçbir şekilde. Olmuyorsa, oldurmaya çabalar durmadan. Ama kabullenmesi gerektiğinde durur. Çünkü inat etmek bu tepelerde, ayağının kaymasına, uçurumun dibindeki çaya düşmesine yol açar adamın. Karadenizli, boşa inat ettiğinde, cenazesini de Karadeniz’ine verir. Canını alacak sevdalardan kaçar…


m.b. 08.10.06 – 01:03 çilek başlıkla…