Pazartesi, Ağustos 14, 2006

Sende Ne Bulmuş Olabilirim?

Hayatın bizlere ne zaman, ne getireceği ve ne götüreceği belli olmuyor. Bazen sadece küçük kazanımlar veya sıyrıklarla kurtulurken, bazen en ağır cezalara mahkum oluyor veya hayatın en güzel ağacındaki, en güzel elmayı kapıveriyoruz. Fakat değişmeyen bir şey var : her şey -insanın sade kendi çaba ve çalışmasıyla oynayabileceği- kaderle bağıntılıdır.
Belki istemeyerek çıktığımız bir yolculuktadır, kazanmayı uzun zamandır beklediğimiz ödül; belki çok istememiz ama yürekten bağlanmadığımız için kaybettiğimiz bir şans oluverir. Genellikle böyle olagelmiştir, Adem ile Havva’dan beri. Bundan sonra da böyle gitmesi, büyük ihtimaldir. İnsanınsa geleceği kendi ellerindedir; çünkü onu şu an yaptığınız bu okuma bile etkiler, değiştirir.

Hayat bir kervan artık. Gelip gidişlerle dolu, devamlı bir yer değiştirme üzerine kurulu bir düzende, kalabalıkla beraber yapılan bir hareket artık bu: bir devinim. Belki de sadee kalbimin yerinden çıkma arzusundan ibaret bir gün. Yarını değil, şu anı merak etmeye iten bir değişiklik bu kervan. Denizin sahile vuran ‘Dalga’sından sıçrayıp da, benim tenimde, küçük bir yerde ferahlamaya yol açan bir tad bu. Aynı zamanda bir vazgeçiş bu: dilenip de bir türlü elde edilemeyen dünyevi tadlardan kaçış.
Yeni bir nefesin vermiş olduğu tazeli hissi beni uyandıran bu devinim. Kervanların yola çıkış vakti geldiğindeki huzur ve çekingenliği bir arada veren bir gün bu.’İyi ki olan’a sevinme, ‘neyse ki olmayan’a yerinme günü bu. Sende, yeni bir tad, yeni bir yol bulma günü bu: senle beraber elbette. Nefesine nefesimi katıp, yorma günü bugün hayatı. Başka bir gün doğuşu gibi, başka bir ben doğuşusun sen. Gülün adı varsa eğer, onun sen olduğu günsün sen.
Kalbimin, hayata ‘merhaba’sısın sen.

27.07.06 – m.b.